Hozat ilçesine bağlı Karabakır (Bargini) Köyü'ndedir. Nuri Dersimi Ağuçan Seyitlerini "Hatıratım" isimli eserinde şöyle anlatır: "... Ağuçan namındaki Alevi evliyası işte bu köyde gömülüdür.Bu evliyanın esas ismi Seyit Hasan olmakla beraber, zehir içmiş ve içtiği zehiri parmaklarından sızdırmak suretiyle keramet göstermiş olduğundan Ağuçan denilmiştir...Ana lisanları tamamen Kürtçe Kurmanç şivesidir. Kendileri Zeynel Abidin sülalesine mensup olduklarını iddia ederler. "
|
|
| ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ GAZİANTEP ŞUBE grubuna kayıt ol |
| Bu grubu ziyaret et |
05 Ocak 2009 Pazartesi
KARA DONLU CAN BABA
Hozat ilçesine bağlı Karabakır (Bargini) Köyü'ndedir. Nuri Dersimi Ağuçan Seyitlerini "Hatıratım" isimli eserinde şöyle anlatır: "... Ağuçan namındaki Alevi evliyası işte bu köyde gömülüdür.Bu evliyanın esas ismi Seyit Hasan olmakla beraber, zehir içmiş ve içtiği zehiri parmaklarından sızdırmak suretiyle keramet göstermiş olduğundan Ağuçan denilmiştir...Ana lisanları tamamen Kürtçe Kurmanç şivesidir. Kendileri Zeynel Abidin sülalesine mensup olduklarını iddia ederler. "
Etiketler:
Derleme,
KARA DONLU CAN BABA
AĞUÇAN OCAĞININ İZİNDE ÜRYAN HIZIR OCAĞI

Tunceli’nin Pertek ilçesine bağlı Zeve (Dorutay) köyündeki Sultan Hızır soyu hakkında bilgi .
Zeve köyü, Üryan Hızır ya da Suitan Hızır ocağının zaviyesi etrafında oluşmuş bir köydür. Zeve, zaviye demektir.
Zaviye köyü;
1518 yılında 20 bennak,
5 mücerred ve 1 muaf olmak üzere 26 tahrir nüfusuna
1523 yılında 33 hane
1541 yılında 60 bennak, 13 mücerred olmak üzere 73 tahrîr nüfusuna sahiptir.
Adı zaviyelü olmakla birlikte herhangi bir zaviye kaydı düşülmemiştir.
1930’larda bu yöreyi gezen bir araştırmacı, Bargıni köyündeki türbede yatan üç erenden birinin Sultan Hızır ya da Üryan Hızır olduğunun söylendiğini kaydetmiştir. Aynı mezarın Seyit Mençek ve Karadonlu Can Baba’ya ait olduğunu söyleyenlerin de olduğunu eklemiştir. Şimdiki bilgilerimize göre Bargıni köyündeki türbe Ağuçan ocağına aittir. Sultan Hızır’ın ya da Üryan Hızır’ın bu türbede adının geçmesi, Üryan Hızır ocağının Ağuçan grubunda olmasıdır. Daha doğrusu, Ağuçan, Üryan Hızır ocağının mürşididir. Üryan Hızır ocağı üyeleri Adıyaman’ın Çelikhan ilçesinin Bulam kasabasında, Erzurum’un Aşkale ilçesinin Hacıhamza köyündedir.
Ocağın talipleri, Surîye-Afrin, Adıyaman, Kahramanmaraş-Pazarcık, Malatya-Engüzek, Erzincan-Tercan, Sivas-Gemerek gibi çok geniş bir coğrafyadadır. Üryan Hızır’ın soyu Bulam’dan aldığım yazıya göre şöyledir: İmam Muhammed Bakır, İbrahim, Yahya, Cafer, Selman, Ali, Hüseyin, Üryan Hızır, Muhammet, Hamza, Amidîn, Muhammet, Şems, Hüseyin, Muhammet, Cemaleddün, Hacı, Şah Hacı, Zeyd, Muhammed Taki, Ali Naki, Hüseyin, Abdullah, Hüseyin. Soy, Hüseyin’in, Baba Kasım, Hasen ve Mamed adlı üç oğluyla sürerek Büyükşahin, Çoktaşar soyadlarıyla günümüze ulaşıyor. Belgede Zeyd adına özellikle vurgu yapılmıştır.
Kaynak : tubikam .com
Etiketler:
Derleme,
ÜRYAN HIZIR
08 Şubat 2008 Cuma
Yozgat (Bozok ) Maraş - Malatya
Bozok Bölgesi ile Maraş ve Malatya Bölgesi arasındaki ilişkileri şöyle sınıflandırabiliriz.1028-1071 li yıllardaki süreç ile 1300 lü yıllara kadar olan süreç.Bu Süreç ile ilgili açıklama yapmadan evvel de, Atma aşiretinin Kürt ve ya Türkmen aşireti olup olmadığına değinmek gerekir.Benim tahminim Atma Aşiretinin Göçebe bir aşiret olmasından dolayı uzunca bir süre şamanist-zerdüşti inanışa bağlı kaldığıdır.Bu anlamda 800 lü yıllarda aşiret tamamiyle kürt aşireti niteliğinde iken Hz.Ömer'in Suriyeyi ve Irak'ı fetinden sonra Kılıç Zoru ile islamlaştırılmış,Göçer yaşantısı nedeniyle sabit bir inanca bağlı kalmayıp,namaz ve diğer sabit ibadetlerden uzak bir şekilde batıni inançlara kaymıştır. (inceleyiniz. "Rafızi")Zira gerek Bozok yöresi Alevileri ve gerekse bizim Yöredeki Atma Aşireti Mensuplarından eskiler Aleviyiz deselerde , sünnilerin kendilerine önceden Rafizi dediklerini belirtirler."Bu çalışmalarda Aleviler ya Şii ya da Rafızi olarak gösterilmişlerdir. Koyu Sünni tarihçiler, “sapkın” anlamına geldiği için Rafızi terimini yeğlediler. Şia’yı; Bağdadi, Razi, Nesefi gibi yazarlar Rafızi diye tanımlar. Bu anlayışta olup 1037'de ölen Ebu Mansur Abdulkaahir el-Bağdadi, Ravafız bölümünde, Alevileri Rafızi (sapık) mezhep olarak kabul eder ama İslam içinde inceler. " http://www.karacaahmetsultan.com/arastirma.asp?id=31Ayrıca Atma aşireti ve Rişvan aşireti , Osmanlı Aşiretleri içinde Etrak=Türk(ler) den değil aksine Ekrad=Kürd(ler) den sayılıyor.Bozok bölgesinde de bir çok yörük ekrad olarak nitelendirilmiştir. Bu anlamda Türk araştırmacılar Ekrad kelimesini dağlı göçer türk olarak algılamakta iselerde Kelimenin Arapça Kökü Açıktır.Doğu Anadolunun Müslümanlaştırılması sürecinde bir Çok kürt Boyu Türkleştiği gibi Birçok Türk boyu da kürtleşmiştir. Bu sadece ve sadece sosyolojik ve baskın kültüre dayalı br olgudur.Benim düşüncem rişvan aşiretine bağlı en büyük boy olan Atma aşireti de yer değiştirmeler nedeniyle kısmen türkleşmiş kısmen de kürt kalmıştır. Bozok yöresinde Özellikle Yozgat ,Çorum ,Çankırı da Malatya ve civarından hatta Pazarcık-Maraş Civarından geldiğini belirtenler vardır.Muhtemelen bu bölgelere doğru uzanan yerleşimler Osmanlı zamanında Alevilere yapılan "inceleyiniz:Rakka Mezalimi" ve Moğol istilasına denk düşen dönemlerde kurulmuştur.Ancak Malatya ve Maraş'ın tam tersine Bozok'tan Rakka'ya uzanan güzergah üzerinde olması tersi bir ihtimali de güçlendirmektedir.İnanç Açısından Köken incelemesiAtma Aşireti'nin Piri-Ocağı Koca Seyyid olup Ocağın ismi Ağuçan Ocağıdır.Koca Seyyid'in HAcı Bektaş-ı Veliden icazetli olmak ötesinde , Aynı Hacı Bektaş Gibi Koca Ahmet Yesevi'nin Öğrencisi olduğu baskın görüştür.Koca Seyyid'in isminin Başındaki Koca kelimesi de 1000 li yılların Horasanında Türkmen Büyüklerine verilen bir ünvan niteliğindedir.Ağuçan Ocağının Kurucusu Koca Seyyid'in şeceresi İmam.Zeynel Abidin'e dayandırılır.devam edecek...
KOCASEYYİD VE AĞUÇAN OCAĞI -4
Koca Leşker, Ağuiçen’e bağlıdır. O da İmam Zeynel Abidin’den geliyor. Ama ikraren buraya bağlı bak. Şimdi böyle bir düzen var. Bak Dedelere sorsan kime bağlısın desen diyorlar ki biz birbirimize bağlıyız.Derviş Cemaller Kureyşan’a, Kureyşanlılar Baba Mansurlara, Baba Mansurlular Seyyit Sabun’a; Seyit Sabunlular Şıh Ahmet Dede’ye; Şıh Ahmet Dedeler de Ağu içene bağlıdırlar. Koca Seyyidin elinde olan ocaklar, Kara Donlu Can Baba bizim müridimizdir. Koca Keşker de bizim müridimiz. Yani her ocak bir yönden bağlanmış bu ocağa. Ali Abbaslar da bağlı bize. Sinemil dedeleri de bağlı. Bizim amcaların bir kısmı Antep, Maraş, Tokat, Almus’tan Malatya’ya o tarafa gider. Koca Seyyid’in kendisinden iki evlat gelmiş. Biri Mürteza, biri Tacim. Mürteza’dan gelen evlatlar işte o tarafa bölünmüşler. Tacim’den gelen de bizim kabiledir. Bizim kabileden Dambüyük’te amcalarımız var. Bir kısım da Bağıştaş’ın karşısındaki Nordon Köyü’nde amcalarımız var. Kara Pirbad, Karadonlu Can Baba Nordondaki amcazadelerimize bağlıdır. Onlar da bize bağlıdır. Hepsi birbirine bağlı. Koca Leşker, Mir Seyyide bağlı bunlar hep dağılmışlar. Horasan Pirleri Anadolu’ya dağılmış yetiştirebilmek için o zamanda vesayit yok. Babamdan çok bu işlerle uğraşan olmasın Bir de divaneymiş. Buradan hayvanla Erzurum’a kadar gidermiş. Deli Mahmut derlermiş. Deli Dede dediğin zaman orada Allah gibi taparlarmış ona. Buradan hayvanla oraya gider dönerken de yakındaki köylere uğraya uğraya gelirmiş. Ona göre dikkat etki halkı böyle yetiştirmişler. Hasankale’nin Anzer Köyü’nde amcalarımız var. Buradan gitmiş amcalardan biri talip içinde kalmış. Nordon Köyü’nde amcalarımız var. Erzincan’da amcalarımız var. Nedeni de talip kendini sevmişler bırakmamışlar ve orada kalmışlardır. Dedelerin dağılması da bunlardan olmuş Seyyit Mençek irfanı, Ağuiçen ismini almış.
KOCASEYYİD VE AĞUÇAN OCAĞI -3
Dedenin elini öpme onun şahsına yönelik değildir. O Ademe secde etmektir. Seyyid-i sadat evladı olarak Ademden beri gelen nübüvvet nuruna, pencei ali abaya niyazdır. Adem seyfullaha niyazdır. Ancak insanlar bunları bilmiyor. Önemli olan yetişmek, yetişmek çok önemli.Şimdi vakıflara bakılırsa her dernek, her vakıf birbirini eleştiriyor. Git Ankara’da bir yer, İstanbul’da bir yer, Hacı Bektaş’ta bir yer. Dünya Hacı Bektaş’a toplanıyor. Arada bir bende gidiyorum. İlham kaynağı diye birşey kalmamış. Alevilik demek insanlara ilham ve sevgi vermek demektir. İlham verilmeyen bir yerde ibadet olmaz, ibadet olmayan yerde de hiç birşey olmaz. Hepsi bir derneğin başında, bir vakfın başına geçmiş o onu eleştiriyor, o onu. Alevilik böyle bir şeyi kabul etmiyor. Benim bunların hiçbirisi mantığıma uymuyor yani. Konuştursan kendinden başka kimseyi beğenmiyor herif. Bunlar Aleviliğe lekeden başka bir şey getirmez, benim mantığım bunları hiç kabul etmiyor. Onun için bak bu yaşıma gelmişim hiçbir vakfı, hiçbir derneği, partiyi kabul etmem. Kendi kafama göre, inancım neyse onun peşine giderim. Böyle kabul ederim. Hatta akrabalarımızdan bazıları burayı vakıf haline getirelim dediler. Yav vakıf haline getirirsen zaman gelir bu mafyacıların eline geçer, gelen ziyaretçi bile içeri giremez, parayla alırlar. Şimdi serbest olarak giriyor. Şimdi vakıf falan değil, hiçbir şeye tabi değil. Bunu yapalı 6-7 sene oldu.
Türbeye 1985’ten sonra başlandı. Ben başında durdum. Koca Seyyid’in defteri var, yapılan masrafların yazıldığı. Şimdi buraya yapılan masrafları yapılan masrafları hesap etsen. 30-40 milyon lirayla başlamıştık yani çok az bir parayla. Burada para yemek diye birşey olmadı. Bak şimdi bu çeşmeyi 500-600 milyona. Mütahitlere vermek istedik 800-900 milyon istediler. 900 milyon paramız yok, kendimiz başlattık insanlar var ya Allah razı olsun, sevenler var. Usta geldi tuğlasını ördü. On liraysa yedibuçuk lira aldı. Taşını ören de, betonu diken de öyle aldı. Kendi gücümüze göre yaptırdık işte.
Türbeye 1985’ten sonra başlandı. Ben başında durdum. Koca Seyyid’in defteri var, yapılan masrafların yazıldığı. Şimdi buraya yapılan masrafları yapılan masrafları hesap etsen. 30-40 milyon lirayla başlamıştık yani çok az bir parayla. Burada para yemek diye birşey olmadı. Bak şimdi bu çeşmeyi 500-600 milyona. Mütahitlere vermek istedik 800-900 milyon istediler. 900 milyon paramız yok, kendimiz başlattık insanlar var ya Allah razı olsun, sevenler var. Usta geldi tuğlasını ördü. On liraysa yedibuçuk lira aldı. Taşını ören de, betonu diken de öyle aldı. Kendi gücümüze göre yaptırdık işte.
KOCASEYYİD VE AĞUÇAN OCAĞI - 2
Sonra burası Alevi zümresinin, Horasan Pirlerinin Kabe-i Beytullah’ı olarak kabul edilmiş. Hatta Sultan Murat’ın devrine kadar Diyarbakır’da Sultan Murat’ın huzuruna bile bu dört kardeş gitmişler orada vilayetlerini kerametlerini göstermişler. En küçük kardeşleri Seyyid Mençek orada zehiri içmiş. Bu memleketleri irşad etmişler, yetiştirmişler. Harput Ovası dediğimiz zaman burası hıristiyan alemiymiş. Nasıl Hünkar Hacı Bektaş Veli Rum diyarında hıristiyan alemini yetiştirmişse bunlar da Horasan pirleri olarak bu diyarda bunları yetiştirmişler. Ve bunların arkasından da Horasan’dan binlerce, 90 bin Horasan piri gelmiş. O gelen Horasan pirlerinin hepsi bunlara bağlı olarak kalmış yani tariki müstakim yoluyla ikraren buraya bağlanmışlar.
İbadet şekilleri tariki müstakimdir. Zaten Cem kurmaları belli alevi zümresinin.Şimdi buraya gelen ziyaretçilerin belli bir zamanı yok. Eskiden her Cuma akşamı burada toplanılırmış, cem, cemaat olurmuş ama aradan zaman geçtikçe Alevilik zayıflamış. Şimdi güz aylarında cem yapılıyor. Hergün kurban kesilir, en çok güz aylarında Alevi zümresinin akınına uğrar burası. 3-5 kurban keserler, lokmalar yaparlar. Aleviliğin Kabe-i Beytullahı gibidir burası.
24 bin nebiden devri daim yaptı bu yol. Adem’den Nuh’a, Nuh’tan Eyyub’a, Eyyub’tan Şuayb’e, Şuayb’den İbrahim’e, İbrahim’den Musa’ya, Musa’dan İsa’ya sürdü geldi. Alevi felsefesinde İsa ile Musa farklı değil hepsi bir nuru vahitten gelmiş, yalnız isim değiştirmiş. İsa, Muhammet, Muhammet, İsa’dır aslında. Olmuş biliyor musun? Cenabı Hak bir insanı Alevi, Sünni, Hıristiyan diye yaratmaz, masum-u pak olarak yaratır. Doğuşta da her ruh Hak-Muhammed-Ali’ye bağlıdır. Ebeveynler tarafından din ve mezheplere sevkedilir. Sünni’nin çocuğu dikkat edersen Sünni olur; Alevi’nin çocuğu Alevi olur; Hıristiyan’ın çocuğu Hıristiyan olur. Değişik bir şey yok aslında tek felsefedir hepsi. Şimdi bizim yaşlı divanelerimiz vardı, eskiden derlerdi ki zaman gelecek dünyada tek din tek mezhep olacak. Ben şimdi kendi kafama göre düşünüyorum. Bizim Türkiye’de kabul etti ya İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi var. Eğer o tam manası ile kabul edilirse tek din tek mezhep sayılır işte. Sonra mezhepler Peygamberin devrinde mezhep yok aslında. Mezhepler peygamberden çok sonra icat edilmiştir. Herkes kendi arzusuna göre bir mezhep icat etmiş, böyle şey olur mu. Herkesin arzusuna göre mezhep olmaz. Onun için bu acaip bir şey yani.
İbadet şekilleri tariki müstakimdir. Zaten Cem kurmaları belli alevi zümresinin.Şimdi buraya gelen ziyaretçilerin belli bir zamanı yok. Eskiden her Cuma akşamı burada toplanılırmış, cem, cemaat olurmuş ama aradan zaman geçtikçe Alevilik zayıflamış. Şimdi güz aylarında cem yapılıyor. Hergün kurban kesilir, en çok güz aylarında Alevi zümresinin akınına uğrar burası. 3-5 kurban keserler, lokmalar yaparlar. Aleviliğin Kabe-i Beytullahı gibidir burası.
24 bin nebiden devri daim yaptı bu yol. Adem’den Nuh’a, Nuh’tan Eyyub’a, Eyyub’tan Şuayb’e, Şuayb’den İbrahim’e, İbrahim’den Musa’ya, Musa’dan İsa’ya sürdü geldi. Alevi felsefesinde İsa ile Musa farklı değil hepsi bir nuru vahitten gelmiş, yalnız isim değiştirmiş. İsa, Muhammet, Muhammet, İsa’dır aslında. Olmuş biliyor musun? Cenabı Hak bir insanı Alevi, Sünni, Hıristiyan diye yaratmaz, masum-u pak olarak yaratır. Doğuşta da her ruh Hak-Muhammed-Ali’ye bağlıdır. Ebeveynler tarafından din ve mezheplere sevkedilir. Sünni’nin çocuğu dikkat edersen Sünni olur; Alevi’nin çocuğu Alevi olur; Hıristiyan’ın çocuğu Hıristiyan olur. Değişik bir şey yok aslında tek felsefedir hepsi. Şimdi bizim yaşlı divanelerimiz vardı, eskiden derlerdi ki zaman gelecek dünyada tek din tek mezhep olacak. Ben şimdi kendi kafama göre düşünüyorum. Bizim Türkiye’de kabul etti ya İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi var. Eğer o tam manası ile kabul edilirse tek din tek mezhep sayılır işte. Sonra mezhepler Peygamberin devrinde mezhep yok aslında. Mezhepler peygamberden çok sonra icat edilmiştir. Herkes kendi arzusuna göre bir mezhep icat etmiş, böyle şey olur mu. Herkesin arzusuna göre mezhep olmaz. Onun için bu acaip bir şey yani.
07 Şubat 2008 Perşembe
KOCA SEYYİD VE AĞUÇAN OCAĞI -1
Şuanda Kazak Türk Üniversitesinde Yard.Doç.Doktor olarak görev yapan ve doktora çalışmaları sırasında çalıştığı Şahkulu Dergahı Cemevinde Tanıştığımız Ali Yaman Bey'in Güzel bir Çalışması aşağıda bilginize sunulmuştur.
Bu yazı http://www.alevibektasi.org/ali_yaman11.htm adresinden alınmıştır.
AĞU İÇEN OCAĞI’NDAN AHMET MUTLUAY İLE GÖRÜŞME
(Bu görüşme 31 Ekim 1999’da Elazığ’ın Sün Köyü’nde gerçekleştirilmiştir.)
Koca Seyyid, Köse Seyyid, Mir Seyyit ve Seyyit Mençek dört kardeş olarak rivayete göre 650-700 sene evvel Horasan’dan Hoca Ahmet Yesevi irfanından yetişerek buraya gelmişler. Horasan pirlerinin irşadiyeti için. Onlardan sonra da 90 bin Horasan Pirleri gelmiş. Burası Harput havalisi hıristiyan alemiymiş, buraları islamlaştırmışlar. Buradan Diyarbakır’a kadar bu çevre olduğu gibi alevileşmiş. Yavuz Selim’den sonra kayan kaymış, Aleviler azalmış.
Buradan Erzincan, Malatya, Sivas’a buraları irşad etmişler, yetiştirmişler, Türkleştirmişler, ibadet şekillerini göstermişler. Dört kardeşin evlatları da buradan Erzincan, Sivas, Tunceli her yere dağılmışlar. Seyyid Mençek, Tunceli’nin Bargini Köyü’nde. Bu dört kardeş buralarda yuva kurmuşlar. Seyyid Mençek, Bargini’de diğerleri de burada kalmış, Erzincan, Sivas, Malatyaya dağılmışlar evlatları. Yalnız en büyük kardeşleri Koca Seyyid olduğu için dört kardeş ona bağlı olarak kalmışlar. Onun irşadiyetinde yetişmişler.
Bu yazı http://www.alevibektasi.org/ali_yaman11.htm adresinden alınmıştır.
AĞU İÇEN OCAĞI’NDAN AHMET MUTLUAY İLE GÖRÜŞME
(Bu görüşme 31 Ekim 1999’da Elazığ’ın Sün Köyü’nde gerçekleştirilmiştir.)
Koca Seyyid, Köse Seyyid, Mir Seyyit ve Seyyit Mençek dört kardeş olarak rivayete göre 650-700 sene evvel Horasan’dan Hoca Ahmet Yesevi irfanından yetişerek buraya gelmişler. Horasan pirlerinin irşadiyeti için. Onlardan sonra da 90 bin Horasan Pirleri gelmiş. Burası Harput havalisi hıristiyan alemiymiş, buraları islamlaştırmışlar. Buradan Diyarbakır’a kadar bu çevre olduğu gibi alevileşmiş. Yavuz Selim’den sonra kayan kaymış, Aleviler azalmış.
Buradan Erzincan, Malatya, Sivas’a buraları irşad etmişler, yetiştirmişler, Türkleştirmişler, ibadet şekillerini göstermişler. Dört kardeşin evlatları da buradan Erzincan, Sivas, Tunceli her yere dağılmışlar. Seyyid Mençek, Tunceli’nin Bargini Köyü’nde. Bu dört kardeş buralarda yuva kurmuşlar. Seyyid Mençek, Bargini’de diğerleri de burada kalmış, Erzincan, Sivas, Malatyaya dağılmışlar evlatları. Yalnız en büyük kardeşleri Koca Seyyid olduğu için dört kardeş ona bağlı olarak kalmışlar. Onun irşadiyetinde yetişmişler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)